Bursa

rn rn rn rn
rn
rn rnrn

Coğrafi Konumu\r\nBursa 40 derece boylam ve 28 – 30 derece enlem daireleri arasında Marmara Denizinin güneydoğusunda yer alan, toplam il nüfusu 2007 Yılı Genel Nüfus Tespit sonuçlarına göre 2.439.876 ile Türkiye’nin 4. büyük kentidir.\r\n\r\nBursa ili doğuda Bilecik, Adapazarı, kuzeyde Kocaeli, Yalova, İstanbul ve Marmara Denizi, güneyde Kütahya, batıda Balıkesir illeriyle çevrilidir.\r\n\r\nDenizden yüksekliği 155 metre olan Bursa, genelde ılıman bir iklime sahiptir. Ancak, iklim bölgelere göre de değişiklik göstermektedir. Kuzeyde Marmara Denizinin yumuşak ve ılık iklimine karşılık güneyde Uludağ’ın sert iklimi ile karşılaşılmaktadır.\r\n\r\nİlin en sıcak ayları Temmuz – Eylül, en soğuk ayları ise Şubat – Mart’tır. 52 yıllık gözlem süresi itibarı ile yıllık ortalama yağış miktarı 706 mm.dir. İlde ortalama nispi nem % 69 civarındadır.\r\n\r\nİlin yüzey şekilleri, birbirlerinden eşiklerle ayrılmış çöküntü alanlarıyla, dağlar halindedir. Çöküntü alanlarının başlıcalarını İznik ve Uluabat gölleriyle Yenişehir, Bursa ve İnegöl ovaları oluşturmaktadır.\r\n\r\nToplam yüzölçümü 10.819 km2 olan Bursa ili topraklarının % 17’sini ovalar oluşturmaktadır.\r\n\r\n \r\nEn Önemli Ovalar\r\n\r\n\r\n \r\nOva\r\n \r\n\r\n \r\nYüzölçümü ( km2 )\r\nBursa\r\n \r\n365\r\nMustafakemalpaşa\r\n \r\n193\r\nKaracabey\r\n \r\n537\r\nİnegöl\r\n \r\n150\r\nİznik\r\n \r\n76\r\nOrhangazi\r\n \r\n97\r\nYenişehir\r\n \r\n152\r\n\r\n \r\nİl sınırları dahilinde Uluabat (1.134 km2) ve İznik (298 km2) gölleri bulunmaktadır.\r\n\r\nİlin önemli akarsuları; Mustafakemalpaşa Çayı, Uludağ’ın güney yamaçlarından doğan ve gene Uludağ’dan kaynaklanan birçok küçük dere ile beslenen Nilüfer Çayı, Göksu Çayı, Koca Dere, Kara Dere, Aksu Deresidir.\r\n\r\nİl’in sahip olduğu 135 km. kıyı bandının 22 km.lik kısmı kullanıma uygun olup, diğer kısmı değerlendirilememektedir.\r\n\r\nBursa ili topraklarının yaklaşık % 35 ini dağlar kaplamaktadır. Dağlar genellikle doğu-batı yönünde uzanan sıradağlar şeklindedir. Bunlar; Orhangazi’nin batısından Gemlik körfezinin batı ucunda bulunan Bozburun’a doğru uzanan Samanlı Dağları, Gemlik Körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa ovasını denizden ayıran Mudanya Dağları, İznik gölünün güneyi, ile Bursa ovasının kuzey kesimleri arasında yer alan Katırlı Dağları, Mudanya Dağlarının uzantısı olan Karadağ ve Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan Uludağ’dır (2.543 m).\r\n\r\n\r\nBursa Tarihi\r\n\r\nEski adı: Yunanca “Προύσα” Prussa veya Brusa’dır. Yapılan araştırmalar Bursa yöresinin M.Ö. 4000’lerden beri çeşitli yerleşimlere sahne olduğunu göstermektedir. Bu topraklara M.Ö. 13. yüzyıldan sonra Bitinler ve Misler yerleşti. İlk çağda Bitinya ve Misya’nın komşu olduğu bir alanda yer alan yöre M.Ö. 7. yüzyılda Lidya’nın, M.Ö. 546’da da Perslerin egemenliğine girdi. M.Ö. 334’e kadar süren Pers egemenliği boyunca Bitinyalılar kendi yöneticilerini seçme hakkına sahipti. M.Ö. 328’de Bitinya Krallığı kuruldu. Kral Zipoetes döneminde gelişen krallık, oğlu I. Nikomedes zamanında en güçlü haline ulaştı. M.Ö. 230-182 arasında Bitinya kralı olan I. Prusias Bursa kentinin kurucusu olarak kabul edilir. Bursa adının da kentin o zamanki adı Prusa’dan kaynaklandığı sanılmaktadır. M.Ö. 74’te Roma’ya bağlanan Bitinya’nın başkenti Prusa’dan Nikomedeia’ya (İzmit) taşındı. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu’nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans yönetiminde kalan Bursa, imparatorluğun Doğu Eyaleti’ne bağlı beş diyosezden Asya Diyosezi sınırları içindeydi. Kent özellikle 11. yüzyılda Selçukluların saldırısına uğradıysa da 14. yüzyıla değin Bizans yönetimi altında kaldı. Uzun çatışmalardan sonra 1326’da Orhan Bey Bursa’yı alarak Osmanlıların başkenti yaptı. Bursa’nın fethi(1326 yılında) ile kurulan Bursa Mehterhanesi 1826 yılında Yeniçeriliğin kaldırılışıyla beraber kapatılmıştır. Bursa 1365’te Edirne’nin başkent yapılmasına kadar bu durumunu korudu. Bursa, İstanbul’un fethi’ne kadar Osmanlıların en önemli merkeziydi.\r\n\r\nBursa 14.yy’dan itibaren İran’dan gelen ipeğin ve Hindistan-Cidde-Halep üzerinden gelen baharatın sayesinde ekonomik açıdan büyük bir gelişme gösterdi. Özellikle 16.yy’da doruğa cıkan ipek ve baharat ticareti kente büyük canlılık kazandırdı. Kentin meşhur İpek, Koza, Fidan, Emir Hanları bu ticaretin kalbinin attığı yerlerdi. Bu dönemde kentin nüfusu 75bin’e yakındı. Batı Avrupa’dan gelen birçok tüccar, ozellikle Floransa ve Venedik’ten gelen İtalyanlar bu dönemde kente yerleşip, ipek ve baharat karsılığında Batı Avrupa mamulü yünlü dokumaları satmaya başladılar. Bursa’da satin alınan ipek ve baharat burdan Istanbul’a geçiyor, oradan da ya Ege/Akdeniz üzerinden İtalya ve Batı Avrupa pazarlarına, ya da Karadeniz üzerinden Kili-Akkirman-Liviv (bugünkü Ukrayna) güzergahını izleyerek Orta ve Doğu Avrupa pazarlarına çıkıyordu. Hem Osmanli Imparatorluğu’na hem de Bursa’ya büyük zenginlik getiren bu ticaret, 17.yy’dan itibaren Ingiliz ve Hollandalılarin Hint Okyanusu’nda hakimiyeti ele geçirip, baharat ve ipegi Avrupa’ya Ümit Burnu üzerinden direk taşımaya başlamalarıyla giderek azalmış ve önemini kaybetmiştir.\r\n\r\nBursa yöresi 1900’lerin başında Hüdavendigar Vilayeti’nin sınırları içindeydi. Kentin belediyesi 1877’de kuruldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında çeşitli yörelerinde ayaklanmalar çıkan Bursa 8 Temmuz 1920’de Yunanlılarca işgal edildi; 11 Eylül 1922’de işgalden kurtuldu.\r\n\r\n\r\nBURSA’DA ZAMAN\r\n\r\nBursada bir eski camii avlusu,\r\nKüçük şadırvanda şakırdayan su,\r\nOrhan zamanından kalma bir duvar\r\nOnunla bir yaşta ihtiyar çınar\r\n\r\nEliyor dört yana sakin bir günü\r\nBir rüyadan arta kalmanın hüznü\r\nİçinde gülüyor bana derinden\r\nYüzlerce çeşmenin serinliğinden\r\n\r\nOvanın yeşili göğün mavisi\r\nVe mimarilerin en ilahisi\r\nBir zafer müjdesi burda her isim\r\nSanki tek bir anda gün, saat mevsim\r\n\r\nYaşıyor zihnini geçmiş zamanın\r\nHala bu taşlarda gülen rüyanın\r\nGüvercin bakışlı sessizlik bile\r\nÇınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle\r\n\r\nGümüşlü bir fecrin zafer aynası\r\nMuradiye sabrın acı meyvası\r\nÖmrünün timsali beyaz Nilüfer\r\nTürbeler camiler eski bahçeler\r\n\r\nŞanlı hikayesi binlerce erin\r\nSesi nabzım olmuş hengamelerin\r\nNakleder yadını gelip geçene\r\nBu hayalde uyur Bursa her gece\r\n\r\nHer şafak onunla uyanır güler\r\nGümüş aydınlıkta serviler güller\r\nSerin hülyasıyla çeşmelerinin\r\nBaşındayım sanki bir mucizenin\r\n\r\nSu sesi ve kanat şıkırtısından\r\nBillur bir avize Bursa`da zaman\r\nYeşil türbesini gezdik dün akşam\r\nDuyduk bir musiki gibi zamandan\r\n\r\nÇinilere sinmiş Kur`an sesini\r\nFetih günlerinin saf neşesini\r\nAydınlanmış buldum tebessümle\r\nİsterdim bu eski yerde seninle\r\n\r\nBaşbaşa uyumak son uykumuzu\r\nBu hayal içinde… Ve ufkumuzu\r\nÇepçevre kaplasın bu ziya bu renk\r\nHavayı dolduran uhrevi ahenk\r\n\r\nBir ilah uykusu olur elbette\r\nÖlüm bu tılsımlı ebediyette\r\nBelkide rüyası eski cedlerin\r\nBeyaz bahçesinde su seslerinin\r\n\r\nAhmet Hamdi TANPINAR \r\n\r\n\r\n\r\n

rn
rnrnrn
rn
rnrnrn
Bu Konu İle İlgili Arama Yapabilirsiniz
rnrn
Bu yazı Türkiye' den kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir